İnsanlık mı Dediniz?
Bir başka haberde, 67 yaşındaki bir adam metro merdivenlerinde iki genç tarafından gasp edilip darp ediliyor. Gözümüzün önünde yaşanıyor her şey.
Yine başka bir haber… O kediyi katleden kişinin annesi şöyle diyor:
“Tecavüzcüler dışarıda, benim oğlum kedi öldürdü diye mi yargılanacak?”
“Diye mi?”
Yani kediyi öldürmesi olağan bir şeymiş gibi... Canice katletmiş. Ama annesi dönüp de “Ben bu çocuğu nasıl büyüttüm? Evladım nasıl böyle bir şey yaptı?” demiyor.
Evet, “Tecavüzcüler dışarıda” dediği noktada haklı olabilir. Ama bu, oğlunun yaptığını meşrulaştırmaz, affettirmez.
Bir başka haber daha: Bir araç, sahipli bir köpeği — hem de kendi halinde yürüyen bir canlıyı — bile isteye ezerek öldürüyor.
Dünya savaşla, soykırımla her geçen gün biraz daha kararıyor. Binlerce çocuk ve sivil insan, tüm dünyanın gözü önünde katledildi. Geriye kalanlar açlıktan ölecek.
21. yüzyıldayız. Medeniyet izliyor sadece.
Karşı çıkanlara ise ambargo uygulanıyor.
Oysa dünyanın ayağa kalkması gerekmez mi?
Yanan ormanlar, kuruyan topraklar, kıtlık, susuzluk, yapay gıdalar… Hayatımızı çepeçevre sarmış durumda.
Fanus içinde mi yaşayalım?
Çocuklarımızı hayata hazırlamadan mı büyütelim?
Korkup sinelim mi? Düzene, bu şeytani düzene mi boyun eğelim?
Her gün yeni bir habere uyanmaktan, çaresiz kalmaktan, hiçbir şey yapamamaktan çok yorgunum.
Tükendiğimi hissediyorum.
Ve biliyorum ki kalbinde merhamet taşıyan herkes aynı yorgunluğu hissediyor.
“Müslüman mısın?”
“Elhamdülillah Müslümanım.”
Yersen…
Kötülüğün prim yaptığı bir çağda yaşıyoruz. Zannediyoruz ki biz “yaratılmışın en şereflisiyiz.”
Alemin gözbebeği insan… Öyle mi gerçekten?
Denk geldiğiniz herkesi insan sanmayın.
Çok kötü çıkacak bunların acısı.
İnsanoğlu bir an önce silkelenmeli.
Ayağa kalkmalı.
Şefkatle, merhametle, vicdanla kalkmalı.
Yoksa… Yapamazsak…
Canımız çok yanacak.
Ve evet, hâlâ canımız çok yanıyor.