Kayıtlar

İnsanlık mı Dediniz?

Resim
  Nasıl yanmasın ki içimiz? Bir mahlûkat — daha doğrusu insanlık mertebesine ulaşamamış biri — canice bir kediyi öldürüyor. Bu ilk değil… Ne yazık ki daha önce de oldu. Üstelik bu kişinin de ilk suçu değil; haberlerde üç ayrı suç kaydı olduğu yazıyor. Bir başka haberde, 67 yaşındaki bir adam metro merdivenlerinde iki genç tarafından gasp edilip darp ediliyor. Gözümüzün önünde yaşanıyor her şey. Yine başka bir haber… O kediyi katleden kişinin annesi şöyle diyor: “Tecavüzcüler dışarıda, benim oğlum kedi öldürdü diye mi yargılanacak?” “Diye mi?” Yani kediyi öldürmesi olağan bir şeymiş gibi... Canice katletmiş. Ama annesi dönüp de “Ben bu çocuğu nasıl büyüttüm? Evladım nasıl böyle bir şey yaptı?” demiyor. Evet, “Tecavüzcüler dışarıda” dediği noktada haklı olabilir. Ama bu, oğlunun yaptığını meşrulaştırmaz, affettirmez. Bir başka haber daha: Bir araç, sahipli bir köpeği — hem de kendi halinde yürüyen bir canlıyı — bile isteye ezerek öldürüyor. Dünya savaşla, soykırımla her geçen gün b...

“Gökyüzüne Gülümseyebilmek”

Resim
İnsan kendini nereye ait hisseder? Neden bu kadar çabalarız ait olabilmek için? Bir vatana, bir aileye, bir aşka, bir eve, bir insana… Belki de asıl çabamız, dünyaya ait hissedebilmek içindir. Klişe olsa da sıkça hatırlanan bir söz vardır: “Dünya, hassas kalpler için bir cehennemdir.” Gerçekten de öyle midir? Herkes kendi cehennemini ya da cennetini kendi mi yaratır? Ve herkes bu dünyaya ait olmak zorunda mıdır? Belki de bazı kalpler, ait olmadıkları bir yerde atmaya çalışıyordur. Bugün yaşadığımız dünyada her şeyin merkezinde para var. Tüm mutsuzluklarımızın temelinde de o yatıyor. Para, bir araç olması gerekirken artık bir amaç haline geldi. Parayla mutluluk, parayla aşk, parayla huzur; hatta bir yere kadar sağlık bile satın alınabiliyor. Para güçtür, metadır, iktidardır... Ama sonunda dönüp baktığımızda, sadece bir kâğıt parçasıdır. Maaşlı çalışanlar sabah akşam işte. Çoğu, yaptığı işi severek değil, zorunda olduğu için yapıyor. Gün boyunca gökyüzüne bakmıyor, güneşin tenin...

“Zihinsel Cennet: Ülkemde Bir Yaz Masalı”

Resim
  “Zihinsel Cennet: Ülkemde Bir Yaz Masalı” Temmuz 2025 Demek isterdim ki: Ne güzel bir yaz günü… Kuşlar gökyüzünde özgürce süzülüyor, çocukların neşesi sokakları sarıyor. Kadınlar mutlu, hayvanların yediği önünde, yemediği arkasında. Herkes sıraya girmiş, birbirine iyilik yapmak için yarışıyor. Ülke desen, sanki cennetten bir köşe. Coğrafi olarak değil, zihinsel olarak… Ağaçlar dans eder gibi salınıyor rüzgârda. Gölgesine sığınan bizlere sıcak bile işlemiyor artık. Dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor ülkemize. Kültür-sanat festivalleri düzenleniyor, gastronomi etkinlikleri yapılıyor. Sağlıklı yaşamak bir zenginlik göstergesi değil artık, bir hak. Zaten zengin-fakir ayrımı da kalmamış. Evet, kazançlar farklı olabilir ama biz sosyal bir devletiz. Herkesin bir evi, küçük de olsa ekili bir tarlası var. Elektrik, su, ısınma, barınma... Bunlar devletin güvencesinde. Adalet mi? O da yerli yerinde. Belediye başkanımızı, cumhurbaşkanımızı kendimiz seçiyoruz. Seçimlerde adalet...

Karun Ve Anarşist

Resim
        İskender Pala'nın her kitap yorumunu yazarken ne kadar güzel yazdığını düşünüyorum hep. Bilgi, tarih, kültür hikâye, anlatım yalınlığı, akıcılığı ve okuyucuyu bağlayan o müthiş konular...         İskender Pala, geç keşfettiğim bir yazar olsa da sırasıyla kitaplarını temin ederek okuyorum. Kaybettiğim zamanı kazanıp tüm romanlarını okuduğumda içim rahat edecek  😊  Bu okuduğum dördüncü kitabı Karun ve Anarşist kitabının konusu da tarihle bağlantılı bir günümüz romanı aslında. Hikâyedeki kahraman isimleri bile birbirinin tersi olarak seçmiş yazar. Tarihteki Lidya Krallığındaki köle Halludas'ın hikayesi günümüzdeki Sadullah mesela.  İlk Lidya krallığı anlatılırken isimler orijinal isimler gibi geldi sonra günümüze dönünce ilk etapta değil ama bir bölüm sonra anlayabildim. Benzer hecelerden var sandım sonra bir baktım ki birebir tersi isimler. İlginç düşünülmüş. Tüm karakter isimleri bu şekilde seçilmiş. Hikâyede Lidya Kralı, ...

Adana Gezisi

Resim
Büyük hayaller ile gittiğim Adana şehri bende biraz hayal kırıklığı oldu. Fazla beklenti içinde oldum sanırım. Zamanlamam kötüydü de diyebilirim. Irkçılık yapmak istemiyorum fakat Adanalıdan çok Suriyeli vardı çevrede. İnsana insan olarak bakarım. Ama bana rahatsızlık veriyorsa da rahatsızlık duyarım. Geleneksel bir şehir olarak beklentimi karşılamadı Adana. Öncelikle küçük bir şehir. Havaalanı şehrin içinde ve dolmuşla 5 dakika da şehir merkezine varıyorsunuz. Şehir merkezinden bir ‘’U’’ çizerekse şehri gezebilirsiniz. Tam anlamıyla gezilecek yerlerin tamamı yan yana. Görünüm olarak binalar çok eski lüks otellerin bile mimarisi kötü diyebilirim. En lüks ve şık görünen otel Divan oteldi. Tarihi olarak Ramazan Oğulları Beyliğine de ev sahipliği yapan Adana da şehrin merkezinde gezilecek Ramazan Oğulları medresesi dışında tarihi bir alan mevcut değil.  Yemekleri lezzetli özellikle de ciğeri. Fakat mideniz alışık ya da sağlam değilse vay halinize. Gelin kısaca neler yaptık ...

Kaderin Kodu

Resim
       Kaderin Kodu kitabını pozitif dergisinde okuduğum bir röportaj da keşfettim. Sevgili Ünal Güner'in kitabı.        Ünal Güner küçük yaşlarda judo ve aikido gibi Uzakdoğu sporlarıyla uğraşmış ve başarılar kazanmış bir sporcu aslında. Aynı zamanda sağlık fakültesinde spor fizyolojisi ve psikolojisi dalında yüksek lisans yapmış bir sağlıkçı.                                  ‘ ’Uzakdoğu sporları sadece bedenen değil, ruhunun gelişip esnemesine de olanak tanımış olduğunu belirtiyor.’’ Yazar metafizik ve nefes terapilerine de ilgi duyduğu için eğitimini almış. Simya adlı bir atölye açmış ve aldığı dönüşüm eğitimlerini danışanlarına vermeyi sürdürmekte. En sevdiğim konu dönüşüm olduğu için Ünal Bey tabi ki de hemen ilgimi çekti ve kitabını edinip okudum. Hayatta yaşanılan hiçbir şeyin tesadüf olmadığını anlatıyor Ünal Güner. Söylediğimiz sözlerin salınımı ve...

Ferda

Resim
Ferda kitabını elime aldığımda çok güzel bir hikâye olduğunu hissetmiştim. Hikâye bir anne-kız hikayesi benim gözümde. Kitabın yazarı çoğu kişinin tanıdığı bir isim. Sevgili Ebru Cündübeyoğlu. Bazı kelimeleri bazı paragrafları o kadar güzel işlemiş ki nakış gibi. Uzun zamandır okuduğum romanlarda altını çizdiğim paragraflar azdı. Ferda da tam tersi oldu. Sizinle de paylaşacağım çünkü ifadeleri gerçekten çok sevdim ve çok severek okudum. Kitabın konusuna gelince, Emekli Felsefe öğretmeni Ferda Hanım’ın hikayesini konu alıyor. Ferda, Şile de bahçeli müstakil evinde yalnız yaşamaktadır. Eşinden ayrılmıştır. Kızı yurt dışında yaşamaktadır. Aynı zamanda eşinin babası İtalya da çok ünlü bir şeftir fakat hayatta değildir. Ferda öğretmenliğin yanı sıra başarılı ve tanınan bir yazardır da. Son çıkacak fantastik kitabı üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Yalnızlığını İtalyan şef kayınpederinden öğrendiği tariflerle paylaşır. Sonra bir komşu gelir Ferda’ya. Orhan Bey kuşları izleyen bir kuş...

Beşinci Dağ

Resim
                                      Paulo Coelho’nun bir kitabıyla daha karşınızdayım. Beşinci Dağ, İlyas Peygamber’in hayatı ve zorlu mücadelesini konu alıyor. Coelho’nun kitaplarında bir büyü vardır. Okumaya başlar başlamaz içimdeki heyecanı tetikler benim. Bu seferde öyle başladım okumaya. Bir Portebello Cadısı ile bir değil ama güzel bir kitap. Şöyle ki ben bu kitapta daha çok ilim ve simya bekledim. Marangozluk yapan İlyas Peygamber küçük yaşlarından beri melekleri duyabiliyor. Önceleri korkuyor. Fakat zaman geçtikte bu duruma alışıyor ve Allahtan gelen vahiyleri dinlemeye başlıyor. Allah ona peygamber olacağını müjdeliyor. Ülkesini terk etmesini ve söylediği yerde dul bir kadın ve çocuğunun yanına sığınmasını söylüyor. Ülkesinin güzeller güzeli Kraliçesi tüm Peygamberleri ve inananları yok etmek istediği için İlyas da verilen emre itaatle yola çıkıp, dul kadının evine varıyor....

Fay Kırığı Rojin

Resim
Serinin üçüncü ve son kitabı olan Rojin de yazar hikayenin en başına döner. Her kitapta bolca hissettiğiniz  ve orada yaşanan ruhsal travmaların bel kemiğidir bu kitap. Mehmet'in askeri görevini tamamlamak için gittiği Şemdinli ve orada yaşananlarla başlar. Altan la arkadaşlığının başlangıcı ve Profla tanışmaları. Komutanı Cenkle ilk karşılaşması ve hissettirdikleri. Yakup'un komutanlığı . Mehmet'in habercisi balinanın aşçılığı... hadi gelin biraz inceleyelim. Hüzünle biten ikinci kitabı elime aldığımda ikincisi devam etseydi diye düşündüm. Evet serinin üçüncü kitabıydı Rojin ama en başa dönüyordu. Hikayenin ta başına Mehmet, Cenk ve Yakup'a Altan'a Prof'a Zeynep Bilmez yani Rojin'e götürüyordu bizi. Belki ilk kez adını duyacağınız Şemdinli,Balkaya, Çarçella, Gowende var bu kitapta...  Burada yaşananlar ilk iki kitabı oluşturuyor aslında. Bu kitap bir vatan ve askerlik kitabı. Dağlarda nasıl hayatta kalınır. Nereden ne yenilir. Arkadaşlıklar nasıl...

Halil Cibran Felsefe Seti

Resim
Halil Cibran'ın felsefe seti olarak geçen 3 kitaptan oluşan seti her kitap alışverişimde karşıma çıkardı. Hep ertelediğim bu seti bu sefer edindim ve okudum. Aslında bu set üç kitabın toplamı 1 kitap olacak kadar az sayfada ama fazla içerikle hayata geçirilmiş. İlk kitap olan Ermişte bir çok konu üzerine felsefi görüşler yer almakta.El Mustafa denilen ermişin kasabasından ayrılmadan önce toplanan halkın sorduğu  sorulara verdiği yanıtlar üzerine kurulmuş bir sohbet. Nasihatlerden oluşan bu başyapıt ilk kez 1923 yılında basılmış.Ve dünyada en çok okunan kitaplardan olmuş. Aslen Lübnan asıllı olan Halil Cibran Amerika da yaşamış ve ilk eserini de ingilizce olarak kaleme almıştır. Kitapta bahsedilen beni etkileyen üç bölümden alıntı yapmak isterim. '' Zira sevgi taçlandırdığı kadar çarmıha da gerer sizi.Besler, büyütür hemde budar sizi. Doruğunuza tırmanıp güneşte titreyen  en hassas dallarınızı okşadığı gibi köklerinize de iner ve sarsar toprağa sıkı sıkı tu...

Tibet'in Gençlik Pınarı

Resim
Harika bir kitapla karşı karşıyayız. Bu kitap aradığım kitapmış. Tabi bir çırpıda okundu ve bitti. enerji  çalışmalarıyla ve kişisel gelişim çalışmalarıyla ilgilenenler bilir ki insan vücudunda tam 7 çakra bulunur. Bu çakralar gerektiği gibi çalışmayınca yada tıkanıklar gösterirse vücudumuz buna hastalık, yorgunluk ve yıpranma olarak tepki verir. İşte bu noktada bu kitap giriyor devreye. Tibetli budistlerin bildiği ve yıllarca uygulanan bu kadim sır artık biliniyor. Yıllar önce çok zor ulaşılabilen bir sır iken şimdi değişen dünyamızla beraber her şey çok daha kolay. Budistlerin yaşam felsefesi ve yaşam şekilleri hep çok ilgimi çekmiştir. Hep çok sağlıklı ve zinde olurlar. Aynı zamanda kendilerini geliştirmiş ve spirütüel yeteneklerini geliştirebilmiş insanlardır. Çünkü enerjiye ve varoluşun girdabına inanırlar. Biz neden inanmayalım? Hele bu yüzyılda herkes bas bas bağırıyorken... Bir kitap okudum bakış açım değişti. Hep yapmak istediğim yogayı yapma şansına eriştim. Kiş...

Fay Kırığı Emine

Resim
Bu kitap yorumundan okumaya başladıysanız. Lütfen önce aynı serinin Mehmet kitabının yorumunu okuyup sonra bu yoruma geçin. Ve zamanı gelmiştir Mehmet'in.  Her şeyin sahibi olma para ve gücü elde etme aynı zamanda aşık mı değil mi? bilemediği bir kadın ile evlenmesinin. Koca Kadıoğlu şirketinin en büyük pay sahibi olmasının vaktidir. Kendinin de dediği gibi ilk İstanbul a geldiği zaman yaşayacaklarını hayal dahi edemezken şimdi boğaza nazır yalısında geçen gemileri izleme vaktidir. Tabi kendi iç çekişmesini bitirebilirse... Mehmet bu kitapta görüşmesi yasaklanan Emine ile evleniyor. Şöyle ki Eminenin abisi Yakup hastalığa yakalanıyor. Zaten uzuvları tam olmadığı için normal bir yaşantısı yok... Hayata veda edeceğini bildiği için öncesinde içinde yaptığı hesaplaşmalarda şunu görüyor. Altan? asker arkadaşı olan Altan beraber çatışmalara girdiği sırada Allah'a küfrederken ve ufacık bir inanç kıpırtısı yokken yüreğinde mayına neden Altan değilde ben bastım diye düşünüyor...

Deniz Duası

Resim
Yeni yıl kitap hediye listemde de yer verdiğim Deniz Duası kitabı çok kıymetli bir yazarın. Üstelikte çok güzel bir amaca hizmet etmekte. Kitabı aldıktan sonra öğrendim bende. Bu kitap 2015 yılında hayatını kaybeden 3 yaşında ki mülteci bir çocuğa ağıt olarak yazılmıştır. Kitabın yazarı Khaled Hosseını bir baba ağzından ağıt olarak dile getirdiği kitap mektup şeklinde yazılmıştır. Ve inanın hiçbir mektup bu kadar değerli değildir. Bir babanın olacakları tahmin ederek sadece daha güvenli bir yaşam alanı bulmak için ölümü göze alması ve evladını koruyamaması ona yaşam sözü verememesi. Bunlar çok acı ve çok içe dokunan şeyler. Mültecilik günümüzün en büyük sorunlarından. Ülkesini korumak için savaşmayan herkes bir gün mülteci olmaya mahkum. Fakat çocuklar... Kimse çocuğunu ateş altında bırakmak istemez. Bu kısacık hikaye beni derinden etkiledi.Bu hikayeye konu olan 3 yaşında ki Aylan Kurdi nin sahile vurmuş fotoğrafını hatırlarsınız muhakkak. Çok ama çok can yakıyor.  K...

Büyü Dükkanı

Resim
Bu kitabı ilk gördüğümde çok etkileyici bir roman olduğunu düşünmüştüm. Etkileyici olduğu doğru ama roman değilmiş. Bir nevi kendini sorgulama kitabı diyelim. İçinde küçük hikayeler var. Büyü dükkanına sahip bir satıcı ve dükkanda aradığı her şeye bir bedel ödeyerek sahip olabilecek müşterilerin hikayesi anlatılıyor. Bu dükkanda her şey mevcut. Aşk, korku , şans, mutluluk,tutku... Kitapta kısa hikayeler anlatıldığı için kitabın özetini geçmeden beni en çok etkileyen alışverişi anlatacağım size. Devamını inanıyorum ki merak edip okumak isteyeceksiniz. Hikayeye başlamadan önce yazarından bahsetmek isterim. Kitabın yazarı tahmin edeceğiniz üzere bir psikolog. Bir terapi ve psikolojik gelişim merkezine sahip.Eğitimini ODTÜ de tamamlayıp yüksek lisans ve doktorasını da aynı alanda tamamlamış. Yine aynı bölüm olan klinik psikolojide uzmanlaşmıştır. Yurt dışında aldığı eğitim sonucunda da Psikodrama terapisti olmuştur.Psiko drama ve yazar hakkında daha detaylı bilgi için  htt...

Fay Kırığı Mehmet

Resim
Okuduğum en değişik kitaplardan biri diyebilirim. İlk sayfalarda okurken çok zorlandım hatta okuduğumu anlamayıp başa dönüp tekrar okuduğum oldu. Anlatımda sanki kimin konuştuğu belli olmuyor gibiydi. Bir cümlenin ortasına giren diğer ses başka karakterin sesiydi. Anlayacağınız okumak için kendimi zorladığım kitaplardan oldu.Kitap devam etmesem mi diye düşünürken sardı beni. Bazen böyle olur. Yazarın ise okuduğum ilk kitabı. Kendisi çok kıymetli bir yazarmış. Bilmiyordum yeni tanıdım. Kitap ta anlatılan hikaye 2005-2006 yılları Türkiye sinin sosyal ve ekonomik durumunu büyük aile şirketlerinin yada Türkiyenin tanıdığı ünlü ailelerin hayatına ışık tutmuş gibi. Tabi ki bu bir yargı değil. Olabilir şeyler anlatılmış kitapta olanlar değil. İki farklı Türkiye anlatılmış. Şimdilerde çokça yaşanan ötekileştirmeden bahsedilmiş.Bilerek ötekileştirilmiş.Değişik. Hikayenin asıl kahramanı Mehmet. Mehmet'in zorlu geçen askerlik anılarıyla başlıyor roman.Zaman zaman o günlere dönüyor M...

2019'u Karşılarken Hayatımızı Güzelleştirelim

Resim
Çok coşkulu olduğum yegane dönemlerden biridir yeni yıl. Hep umut dolu hep formumda olurum. Bir yeni yıl şarkısı duymam o günümü çok verimli ve coşkun geçirmek için yeterlidir bana. Bu coşku bence çocukluktan geliyor. çocukluğunda tek bir gün bile ailesi ile noel ağacı süslememiş bir insandan bu coşkuyu beklemek hata olur. Çünkü bu coşkunun bu kültürün ailede kazanıldığına inanıyorum. Tabi ki de yetiştiriliş, yetiştiğiniz bölge ve ailenin sosyal ve hatta dini yapısı bile  yeni yılı kutlayıp kutlamamanız da bir etken.  Ama ben her ne olursa olsun yılbaşının hele ki ağaç süsleyip noel babayı bekleme umudunun bir çocuktan alınması taraftarı değilim. İşin içine dini görüşleri katmanın ise tamamen yanlış olduğunu düşünüyorum. Ben kendi fikrimce Hz İsanın doğum günü sayılan noeli de kutlayabilirim. Allahın yarattığı bir Peygamber için bunu düşlemem hiç şaşılası bir durum olmamalı. Ama bu düşüncede olmayanlar, varsın şöyle düşünsünler biz yeni bir yıla girişimizi kutluyoruz....

Yeni Yıl İçin Kitap Hediye Edelim

Resim
Kitap en çok para harcadığım şeylerin başında geliyor. Dolayısı ile istediğim bir kitabı biri bana hediye olarak aldığında da çok mutlu oluyorum. Arkadaşlarım kitaba olan tutkumu bildiklerinden onlarda genelde hediye tercihlerini kitaptan yana yapıyorlar. Bende okumayı seven tüm arkadaşlarım ve sizler için  güzel 10 kitap derledim bugün. Geçen yıl bu listemde yayımladığım 6 kitabı edinip okumuşum. Bu sene hem okuduklarımdan hem de okumak istediğim kitaplar var listede. Umarım bu senede bol bol okurum hedefim 2019 yılında  30-35 arası kitabı bitirmek.  Sizde bu sene kitap hediye edin. Kitap okumayana da kitap alın. Belki sizin aldığınız kitap onu da cezbeder... Bu kitap bir zen öğretisi kitabı. Hayatın durakları olması gerektiğini ve hayattan daha fazla nasıl keyif alırız'ı öğretecek müthiş bir eser. Henüz okumadım ama aldım. Bence muhteşem bir yeni yıl hediyesi olacaktır. Eğer hala okumadıysanız sansasyonu bol bu kitabı hemen edinin.Yeğenim şöyle diy...

Büyüdükçe Neden Artar Dertler

Resim
Bugün neyi düşündüm biliyor musunuz? Büyümenin gerçek anlamını. Yaş aldıkça büyüyoruz evet ama asıl ruhumuzdaki büyüme, olayları algılayışımız. Ruhumuzun olgunlaşması. Eskiden çok doğum günleri olurdu ben çocukken ve benim doğum günlerim şölen tadında geçerdi. Hiçbir şeyden mahrum olmadım çok şükür çocukluğumda. Ama genç kızlığımda durum  değişti.Neşe aynı, coşku aynıydı. Doğum günleri partiye döndü.  Her dönemde bir şeyler çoğaldı bir şeyler azaldı hayatımda. Genç kızlığımda param azaldı. kendim çalışmaya başladım 19 yaşında. Niyetim yarım bıraktığım bölümü. İzmir de kazanıp izmir de ki bir fakültede devam ettirmekti. 1 yıl çalışacaktım. Sonra para tatlı geldi ihtiyaçlar arttı. Çünkü sizin gençliğiniz ailenizin çok iyi birikimleri yoksa artık emekli olma yaşları geldiyse maddi sıkıntı devam edecek demekti..Bazen banyo yapmak için tüp bulamazdım bazen cebimde ki tüm parayı dergiye, kitaba verirdim. Çok güzel günler gördüm,çok çaresiz günler gördüm,çok hüzünlendiğim...